|
Şovlarıyla,
renkli kişiliğiyle ve tabii ki aşklarıya gündemden düşmek
bilmeyen M. Ali Erbil yine yapacağını yaptı ve 3,5 yıllık
sevgilisi Nefise Karatay’ı terkederek 20 gün önce tanıştığı
kendinden 25 yaş küçük biriyle evlendi. Buraya kadar herşey
normalmış gibi görünüyor.
Ama
sözkonusu olan Mehmet Ali Erbil! Evlendiğinin ertesi günü yaptığı
açıklama dehşet verici! Karısının eline hiç erkek eli değmemiş,
onu da en çok bu cezbetmiş. M.Ali’nin böyle bir zihniyette
olmasına inanamıyor insan. Sadece onun değil, 21yy. da hala kadınların
evlenenene kadar cinsel ilişkiye girmemesi gerektiğini düşünen
erkeklere de inanamıyoruz.
Kadınlar
ateş püskürüyor
Böyle
önemli (!) bir demeci beyan ederken Mehmet Ali Erbil kadınların,
özellikle feministlerin ne kadar büyük bir tepki göstereceğini
hesaba katmamış olmalı. İyi de bu sözler, kırsal kesimdeki dört
tane imam nikahlı eşi olan bir köy ağasının ağzından çıkmıyor
ki!
Sazını
eline alıp, M.Ali Erbil’e yaylım ateşine tutanlardan biri de
Hürriyet köşe yazarı Ayşe Arman. Eski sevgilisi Nefise
Karatay’la kısa bir söyleşi yapan Arman, satır aralarında
onlarca kadınla birlikte olduktan sonra evlendiği kişinin
“temiz aile kızı” olmasını isteyen bütün erkeklere ateş
püskürüyor ve bakın neler diyor: “ Allahaşkına elini bir türlü
kadın elinden çekmeyen bir adamın, tuttuğu elin bakire olmasını
istemeye hakkı var mı? Bu bir intikam mı, bir aşağılama mı?
Nefise’ye ve onun neznindeki bütün kadınlara bir hakaret mi?
.....
Aslında Nefise’den bize ne, M.Ali’den bize ne, yeni karısından
bize ne degil mi? Ama kim kalkar da kadınları bir zar parçasına
eş tutar, işte o zaman her kadına söz hakkı doğar!”
Kısaca
olay M.Ali olayı değil. Türkiye’de onun gibi binlercesinden
olduğunu biliyoruz. Evlenene kadar hatta evlendikten sonra da birçok
kadınla birlikte olmayı kendilerine hak gören erkekler,
evlendikleri kızın ille de bakire olmasını istemesi ülkemizde
çok da alışık olmadığımız bir durum değil! Her ne kadar
“Erkektir yapar, hevesini alır, sonra da yuvasına geri döner.
Böyle küçük çapkınlıklar için yuva dağıtılmaz” diye düşününlerin
çoğunlukta olduğu bir toplumda bu tür yargıları değiştirmek
zor olsa da, yine kararlıyız!
Uzmanlar
ne diyor?
M.Ali
Erbil’le tekrar gündeme gelen bakirelik mevzusu her ne kadar içinde
bulunduğumuz çağ için “komik” sayılsa da, birçok erkeğin
(bunu eğitimli olmaları değiştirmiyor) aynı düşünceyi
paylaştığını yazımızın başında belirtmiştik. Geçtiğimiz
yıllarda başta Boğaziçi Üniversitesi olmak üzere Türkiye’nin
en seçkin üniversitelerinde yapılan araştırmalar da bu görüşü
doğrular nitelikte. Araştırma sonuçlarına göre, erkeklerin yüzde
34’ü hala evlendiği kızın bakire olmasını istiyor.
“Farketmez” diyenlerin oranı ise yüzde 15. “Bakire olmamasını
tercih ederim” diyenlerin oranı ise sadece yüzde 7,5. Aynı
soru kızlara yöneltildiğinde ise bir kişi bile evleneceğim
erkeğin “bakir” olmasını isterim dememiş.
Bu
tablo İstanbul gibi Türkiye’nin hatta dünyanın en gelişmiş
ve modern şehrinde yaşayan, iyi bir eğitim almış erkeklere
ait. Uzmanlara göre, eğitim ve çevre topluma ait değer yargılarının
şekillenmesinde büyük önem taşıyor. Kişi bu yargılardan
istediğini uygulamakta serbest. Ancak bakirelik gibi bazı
kuralların değişmesi için uzun zamana gerek var.
Türk
toplumunda kadının imajı giderek olumlu yönde değişiyor. Bu
yine de kadından beklenen bazı rollerin beklenmesine engel değil.
Hala kadının evlendiğinde bakire olması erkeklerin büyük çoğunluğu
için tercih ediliyor! Nedeni ise çok açık. Toplumun erkek ve
kadına üstlediği roller. Bunun altında da fizyolojik gerçekler
yatıyor. Erkekler, hormonal olarak çokeşliliğe daha yatkın.
Zira, neslinin devam etmesi için birçok kadınla cinsel ilişkiye
girmek üzere programlanmış. Yani erkek eğer isterse bir yılda
yüz tane çocuğu olabilir. Ancak kadın ne kadar çok erkekle
birlikte olursa olsun ancak yılda bir kez hamile kalabiliyor.
Mesele bu kadar hayvansı işte...
|