|
İşte
bu duygularla Emrah’a gidiyorum.
-
Çoğunluk baba olduğunu düşünüyor, sen inkar ediyorsun. Ne
hissediyorsun?
-
Katıldığım televizyon programlarında duygularımı anlatmaya
çalıştım. Anlatmaya çalıştım diyorum, ben her yerde rahatlıkla
şarkı söyleyebilirim ama kendimi anlatamıyorum. Anlatabildiğim
kadarıyla anlatmaya çalışıyorum. Neyse ki gelen fakslar
e-mailler anlaşıldığımı gösteriyor.
-
Ne diyorlar?
-
Sizin görmenizi isterim. Kendiniz okuyun. (Daha sonra bir
tanesini okuyorum. Emrah’ ın genç hayranları onun üzülmesini
istemiyor ve senin yanındayız diyorlar.) Herkes bir yerden bakıyor,
oradan anlamaya çalışıyor. Geçenlerde Ebru Gündeş’in
programına katıldım. Orada "Allah insana önce sağlık
versin. En önemli şeylerden birisi sağlık. Hayat Allah’ ın
insanlara bir lütfudur, hayatın içinde olmak, hayatı yaşayabilmek.
Aldığımız sancısız ve ağırısız bir nefes, en büyük mükafat."
Dedi. Gerçekten çok doğ ru.
-
Sancılı mı nefes alı yorsun?
-
Hay ı r. 29 yaşındayı m. 20 senedir bu camianın içindeyim.
Çok önemli başarılara imza attı m. Konserler verdim, diziler
yaptı m, kasetler çıkardı m. Milyonlarca sattı m, hala da
satmaya devam ediyor. Hiçbir zaman hayatta böyle bir şey yaşayacağım
aklıma gelmezdi. Ne düşünebilirdim, ne hayal edebilirdim.
- Böyle
bir ilişkiyi yaşamadığını söylüyorsun sürekli. Bu durumda
insanın aklına iki şey geliyor; ya çok kadınla
birliktesindir, her gece biriyle olduğun için hatırlamazsın ya
da sarhoş olmalısındı r.
-
Ben içki içmem. Çok kadınla birlikte de değilim. Yine de
insanın her anını n, her saniyesini hatırlaması mümkün değil.
Hatırlamış olsam hatırladığımı söylerim. Ama kimse beni
anlamak istemiyor. "Nasıl hatırlamazsın?"diyorlar.
-
Ünlü birisin. Hayranların var etrafta. Dokunmak, sarılmak
istiyorlar. Yatmak isteyenler de var araları nda.
-
Ama ben bu konularda çok dikkatliyim. Özel hayatıma çok dikkat
eden biriyim. Benim çok düzgün bir yaşamım var. İnanın
buna, hafazamda ve beynimde böyle bir ilişki yok. Bu yüzden nasıl
olduğunu ve ne düşünüldüğünü ne yapılmaya çalışıldığını
hakikaten bilmiyorum. Olsa gerçekten söylerim. Bütün ictenliğimle
çıkıp konuşmayla çalışoyorum. 19-20 yaşı ndayken, henüz
çok gençken, bu işlere yeni başlarken bir hanımefendi çıkıyor
karşıma bir çocukla.
-
Hamileyken haberiniz olmadı mı ? Sizi aramadı mı ?
-
Hayı r. İlk karşılaşmam ve duymam, yaşlı bir hanım
bilmiyorum kim, akrabası olabilir elinde bir çocuk kundakta ve
bu hanımefendi. Merhaba, merhaba. Beni tanıdınız mı ? Hayı
r! Hatırladınız mı ? Hayı r. Ama bu çocuk sizin? Nasıl
yani! İnsan ne diyeceğini bilemiyor. Ve bana iki şey söylendi;
"Ya nüfusunuza alırsınız ya da mahkemeye veririz. O zaman
mahkemeye verin dedim. Siz bir bayansını z, belli bir hayat görüşünüz
var. Benim yerime koyun kendinizi. Karşınıza böyle biri çıksa
ne yaparsını z?
-
Şok olurum elbette. Ama olmaz bir olay değil. Erkek açısından
bakınca olabilir. Bir gecelik bir ilişkiden çocuk sahibi
olunabilir ve bundan yıllar sonra haberdar olunabilir.
-
Benim burada kafama takılan başka bir şey var ama kullanmak ve
kullanılmak. şüphe. Sebep. şöhret. Emrah. Para. Anlatabildim
mi?
-
Ünlü olmanın bedeli bu. İlk kez senin başına gelmiyor. Selçuk
Ural, Nejat Uygur, Ferdi Tayfur, Erol Büyükburç…
-
Ben artık ünlü insanların da konuşmasını istiyorum. Ünlü
olmak hata mı ? Yazılanlara bakıyorum, Emrah bugüne kadar konuşmuyor.
Ne yapmak istiyor deniyor. Emrah ne yapmak istiyor biliyor
musunuz? Emrah neden kullanıldığını soruyor. Ünlü olduğum
için ben kullanılıyorum. Neden benim param var diye bunlar başıma
geliyor? Bir insanın benden bir şeyler koparmaya çalıştığını
siz neden düşünmüyorsunuz?
- Düşünelim.
Ama çocuk da sana çok benziyor?
-
Bir kadın düşünün. Mahkeme mahkeme dolaştırıyor çocuğu.
Beni annem büyüttü, küçük yaşta babasız kaldı m. Benim öyle
bir annem vardı ki. Annenin vasfı , annenin düşünceleri çok
önemli. Ben bunu anlatmaya çalışıyorum. Hissetmediğim halde
nasıl hissettiğimi söylerim.
-
Bir yakınlı k, bir sevgi duymuyor musun?
-
Duymuyorum. Lösemili çocukları nasıl seviyorsam öyle
seviyorum.
-
Çocuk senin olabilir. Ama bunu planlayarak yaptığı için tepki
duyuyorsun.
-
Tersi mümkün mü zaten? Yalan söylemenin bir anlamı yok ki?
Beni insanlar sevsin diye, bana iyi gözle baksınlar diye yalan söyleyemem.
Yüreğimdeki duyguları anlatıyorum. Tanımadığım bir çocuğu
nasıl seviyorsam öyle seviyorum. Bana kimse bir şey sormamış
ki bu çocuk doğarken.
-
"Benim olabilir mi?" diye bir düşünce geçiyor mu
kafandan?
-
Benim kendime güvenim var. Yüreğimden vicdanımdan bu kadar
emin olmasaydım bu dava bu kadar devam etmezdi. Yazmanızı
istediğim bir şey var. Ortada bir çocuk var. O çocuğun
durumunu düşünebiliyor musunuz? Hiç tanımadığım çocuklara
yardım ettim ben. Davanın sonucu ne olursa olsun yardım edeceğim.
-
Sadece para istemiyorlar. Hatta para değil, nüfus kağıdı
istediklerini söylüyorlar.
-
Bilemiyorum.
-
Yardımdan kastın ne? Masraflarını karşılamak, eğitimini
sürdürmek mi?
-
Mahkeme bittikten sonra göreceksiniz. Bunu yargı kararını
verdikten sonra söyleyebilirim. Onu benim vicdanıma bırakacaksını
z. Emrah mahkemeden önce ne demişti, Şimdi ne yapıyor göreceksiniz.
Burada biraz da olayın başka boyutuna bakmanızı rica ediyorum.
Hakikatan burada mağdur olan bir Emrah bir de Tayfun var.
- Nüfusuna
alacak mısı n?
- O
da vicdanıma kalmış.
-
Sevimli buluyor musun çocuğ u?
-
Mahkemelerde karşılaştı k, bakmadım hiç.
-
Gazete ve televizyonlarda görüyorsun ama
-
Ya dünyadan haberi yok çocuğ un. Bilmiyorum..
-
Baba olmaya hazır mısı n?
-
Çok yoğun çalışıyorum. Kaset, müzik, konser. Aile kurup ona
zaman ayıracak vaktim olmadığını düşünüyorum. Aile
çok önemli. Onu yaşatmak için zaman ayırmak gerekir. Ama ben
çocukları acaip seviyorum.
|