|
Bu
sabah TV de hosteslerle ilgili bir haber izledim, nasıl olduysa yıllar
öncesinde kalan bir arkadaşım geldi aklıma.
Ayten;
En
büyük ideali hostes olmaktı, o hayalle yatıp, o hayalle kalkardı.
Hayatında hiç uçağa binmemişti, hiç hostes görmemişti, hostes
olmak isterdi. Şartlar zordu, hostes olabilmek için çok emek, çok
zaman, çok birikim gerekiyordu.
İdealistti, "göreceksin başaracağım"
derdi. Bugün geçerliliğini yitirmiş olan o günün kuralları
Ayten'in önünde duvar gibi yükseldi.
Ayten bir bankada memure oldu...
Uçmak;
her birimiz uçabilmeyi düşledik,
rotasını kendimizin
belirlediği
ufuklarda kanat sesi çıkarmak istedik, olmadı olamadı.
Kabullendik,
kırık kanatlarımızı sakladık,yetmezmiş gibi sesini de sakladık,
içimizde ağladık, düşlerimizden vazgeçtik.
Sıkıştırılmış yaşamlarda
kalakaldık.
Zaman, geçmişe dil çıkarıyor.
Dünde yaşanan olanaksızlıklar, dünde
yaşayanlardan ne çok şey çaldı. Bugün yaşananlara yarın şaşkın
bakacaklar, anladıklarını savunanlar bile anlayamayacaklar.
Çünkü
yaşananı yaşayan anlar.
Bugün
çok çabuk bitiyor, hep yarını umuyoruz.
Oysa yarın da çok çabuk
bitecek ve belki de hiç olmayacak.
Yarında yaşayanlar için Ayten ne
kadar önemli ki?.
Ben bir yamacın uç noktasındayım.
Uçamasam da bağırıyorum, bugüne
bağırıyorum,
beni duyuyor musunuz?
|