S

A

B

A

H

 

 K A H V E S İ

Bir acı kahvenin kırkyıl hatırı vardır. Dostluklar paylaştıkça kıymetlenir.

Ana Sayfa ] Ust Sayfa ] Kirik Kanatlar ] Zamanlarim ] Sanal mi sevdigim ] [ Kalinacak yer ]

KALINACAK HER YERİ BIRAKTIM SENİNLE

Pinhan.

 


İstanbul dediğimde Kadıköy vapur iskelesi durur önümde.
Baharın bir vakti, mayıs akşamında, ellerimiz bir müzik evindeki rafta, 
aynı kasete uzanmış, aynı kaseti çalarken, kaset çalar “hangi standda” 
demişiz, 


İşaret etmiş satıcı “Şurada ki bölüme bakacaksınız”. 

Ellerimiz bir müzik evinde bir raftaki ayni kasete uzanmış 

“Ayın şavkı vurmuş sazın üstüne, 
gel ey hilal kaşlım dizim üstüne”.


Ayni anda dokundurup bakışlarımızı göz bebeklerimize, aynı anda terk 
etmişiz. Birbirimize bizde kalacak son parçayı hüzünle, yeniden uzanmadan önce. 


Bölünmesek olmaz mı?. 

“Sar beni leylim ley”.
Ve çıktığımızda baharın bir vakti o mayıs akşamı  

Kadıköy’e kavak tozları yağıyor akasya yapraklarının arasından...

Işıklar mı? 

bu pırıltı asılmış geceye, 

kristal mi serpmişler denize doğru? 

Dursam çift yönlü caddenin ortasında, 

vurmasa beni geçen araçlar, vurmasa 

ben yokum ki zaten...

 

Rüzgarım ben ılık esen, kristal ışıltılarının arasında kavak tozlarına tutunmuş. 


-Son vapur, diye bağırıyor çığırtkan. 

Sesi tutuyor beni çekiyor balık kokularının arasından iyot’ a doğru, vurulduğuma aldırmadan.
Son vapurdu, 

başka çaremiz olsa da, geride bırakıp iskeleyi, köpüklerin 
önüne aldık karşı kıyıda çağıran geceyi.
İyot sarıldı her yanıma vapurun güvertesinde. 

Ayaklarım üşüyor. 
Kalsaydım o kavak tozlarının içinde kristallerde rüzgar gibi, 

ısınırdım essem de.
Kalınacak her yeri bıraktım seninle, 

Kadıköy iskelesinde.

 

 

 

Yazmak İsterseniz info@sabahkahvesi.com