 |
|
|
|
|
| |
Bu
şaka Ayşen Yılmaz tarafından gönderilmiştir.
12/3/2000 |
|
|
İlkokul
birinci sınıfa giden biricik kızım Serra derslerinde çok başarılı
bir çocuk. Ama bir gün aldığı düşük bir not beni de babasını
da bir hayli üzdü. Bu üzüntümüzü ona söyleyip de biraz
daha gayret göstermesini, notlarının düşmesinin iyi olmayacağını
anlattığımızda verdiği cevapla bizi çok etkiledi.
''Hayatta inişler de vardır anne!'' diyerek o yaşında bize güzel
bir hayat dersi vermişti.
|
|
|
| |
Bu
şaka Belgin Ertürk tarafından gönderilmiştir
12/3/2000 |
|
*
|
Bir
kocanız varsa çocuk doğurmanıza hiç gerek yoktur. Onun büyümesi
için uğraşmak daha az zahmetli değildir.
|
|
*
|
Bir
erkeğe aranızdaki sorunları anlatmaya çalışmak bir duvara
ilan-ı aşk etmeye benzer. Bir yıl sonra sizi anladığında iş
işten geçmiştir.
|
|
*
|
Kadınlar
basit şeylerden hoşlanırlar; mesela erkekler.
|
|
|
|
|
|
|
| |
Bu
ironik şaka Sivas'dan Aysun Seçkin tarafından gönderilmiştir.
20/3/2000 |
|
|
Bir
arkadaşım Yıldızeli’nin bir köyünde öğretmenlik yapıyor.
Sınıf listesine bakınca mevcut
40 çocuğun 18’inin adının
aynı, mesela;
Mustafa Kaya olduğunu görmüş. Bunları ayırt etmek için
bir yol ararken anne
baba adlarını öğrenip buna
göre çağırmayı akıl etmiş. Çocukların çoğu
ile aralarında şöyle bir diyalog geçince ülkemizdeki kadınların
acıklı durumuna gülmek mi ağlamak mı gerektiğini
kestirememiş.
-
Oğlum babanın adı ne ?
-
Memmet
-
Annenin adı?
-
Garı
-
Oğlum annenin adı yok mu?
-
Var işte anamın adı Garı . Babam anamı hep
Garı diye
sesler.
Annesinin
adını Garı olduğunu düşünen evlatlar, kendi adını
bile kaybetmiş zavallı kadınlar..... Ne söylenebilir ki
|
|
|
|
| |
Bu
şaka Hayriye Mahmutoğlu tarafından gönderilmiştir
12/3/2000 |
|
|
Eskiden
iletişimin şimdiki gibi yoğun yaşanmadığı günlerde yazılmış,
yollanmış ve sahibine ulaşmış bir mektubun zarfında
yazanları size aktarmak istiyorum. İçeriği önemli değil,mektubun
zarfı ve zarfta yazanlar çok hoş. Mektubu yazan çocuk,henüz
okuma yazmayı öğrenmiş ve aylardır görmediği amcasına
sevgisini anlatttığı mektıbun zarfına şöyle yazmış:
Sayın Sevgili Amcacığım,
9.Piyade alayı 3.tabur.1. bölük
Söke /Aydın
Neyse ki;askere gelen mektuplar ''Görülmüştür'' diye
sahibine veriliyor ve gene neyse ki mektubun sonuna adını
yazmayı unutmamış o çocuk... ...da mektup ''Sevgili Amca''ya
ulaşmış.
|
|
|
| |
Bu
şaka Ayça Öztürk tarafından gönderilmiştir
12/3/2000 |
|
|
Bu
şaka İnternetten gelmiştir. Amerikalı çocuklara aşağıdaki
soruları sormuşlar. Aldıkları cevaplar ekte.
KİMİNLE
EVLENİLECEĞİNE NASIL KARAR VERİLİR
Seninle aynı şeylerden hoşlanan birisini bulmalısın. Mesela
spordan hoşlanıyorsan, o da hoşlanmalı ve sen seyrederken sana
yiyecek birşeyler hazırlamalıdır. - Alan, age 10
Büyümeden önce kiminle evleneceğine karar veremezsin. Buna aslında
Allah önceden karar vermiştir. Senin onu bulman gerekir. -
Kirsten, 10 yaşında
EVLENMEK İÇİN HANGİ YAŞTA OLMAK GEREKİR ?
23 yaşında. Çünkü o yaşa kadar, o kişiyi çok eskiden beri
tanıyor olursun. - Camille, 10 yaşında
Evlenmek için hiçbir yaş doğru değildir. Aptallar evlenir. -
Freddie, 6 yaşında
YABANCI BİR KİŞİ, İKİ KİŞİNİN EVLİ OLDUĞUNU, NASIL ANLAR
?
Eğer her ikisi de aynı çocuğa bağırıyorsa onlar evlidir.
- Derrick, 8 yaşında
İNSANLAR BULUŞTUKLARINDA NE YAPARLAR ?
Buluşmalar eğlencelidir. Bu insanların birbirlerini tanımak için
kullanmaları gereken bir fırsattır. Hatta dinlemeye dayanırsan,
oğlanlar birşeyler anlatıyor olabilirler. - Lynnette, 8 yaşında
İlk buluşmada, her iki taraf birbirine sadece yalanlar söyler. Bu
yalanlar yüzünden de ikinci defa buluşmaya karar verirler. -
Martin, 10 yaşında
İLK BULUŞMANIZDA DURUM KÖTÜYE GİDER ve İKİNCİ DEFA BULUŞMAK
İSTEMEZSENİZ NE YAPARSINIZ ? Eve gider ve ölü taklidi yaparım.
Ertesi gün tüm gazetelerin ölenler kolonunda çıkmaya çalışırdım.
- Craig, 9 yaşında
BİRİSİNİ ÖPMEK NE ZAMAN DOĞRUDUR ?
Öptüğünüz kişi zenginse. - Pam, 7 yaşında
Kanun, 18 der. Öyleyse bu konuyla niye ilgileneyim ? - Curt,
7 yaşında
Evleneceğin ve çocuk yapacağın kişiyi öpersen, doğru olur. -
Howard, 8 yaşında
EVLİ Mİ BEKAR MI OLMAK DOĞRUDUR ?
Kızlar için bekar olmak doğrudur. Erkekler içinse değil. Çünkü
birilerinin onların arkasını toplamaları ve temilemeleri
gerekir.
- Anita, 9 yaşında
BİR EVLİLİĞİN İYİ GİTMESİ İÇİN NE YAPMAK GEREKİR ?
Karının güzel gözükmesi gerekir. - Ricky, 10 yaşında
|
|
|
| |
Bu
şaka Hayriye Mahmutoğlu tarafından gönderilmiştir
5/3/2000 |
|
|
Dört yaşındaki Ali her sabah yuvaya gitmekteydi.O gün annesi ile gittiklerinde
gözleri genç öğretmeninin gözlerine adeta çakılı kaldı.Öğretmen hanım zaten
makyaj yapmayı seven ve sürekli berberden yeni çıkmış gibi dolaşan bir hanımdı.
Ama o gün gerçekten çok fazla boyanmıştı.Gözleri şakaklarına kadar parlak ve
masmavi, kirpikleri bir ok gibi sivri görünüyordu. Ali'cik onu görünce annesinin arkasına saklandı ve ağlamaya başladı.
---Anneciğim,O bir cadı ! N'luy beni O'na bıyakma!Aynı cadıya
benziyoy...
|
|
|
| |
Bu
şaka Hayriye Mahmutoğlu tarafından gönderilmiştir
5/3/2000 |
|
|
Biliyorsunuz son aylarda hepimiz depremle yaşamaya, alışmaya çalışıyoruz.
Etkilenmemek elimizde
değil. Ama çocuklar her zaman olduğu gibi bu konuda da çocukluklarını gösteriyorlar.
Kendilerince depreme alışıp farklı bakış açıları geliştiriyorlar. İşte bir örnek:
Annesinin deprem laflarından bıkan küçük Ece 'nin annesi bir sabah komşusu ile kahve
içmektedir.
Derken kapı çalınır. Ece minik ayakları ile koşarak kapıyı açar, gelen komşunun
oğludur. Ece annesine seslenir:
''Anneee ARTÇI geldi!''
|
|
|
| |
Bu şaka Kanada'da yaşayan ve adını yazmayan bir okurumuz
tarafından 27/2/2000 gönderilmiştir. |
|
|
Eşim iş seyahatlerine çok gider. Bir iş seyahati dönüşü hava
çok kötü ve fırtınalı idi. Çocuklar korkarak benim yanımda
uyuyakaldılar. Eşim de o gece çocuklardan birinin yatağında uyumak
mecburiyetinde kaldı. Ertesi sabah çocuklara babalarının evde olmadığı zaman
anneleri ile uyumalarında bir sakınca olmadığını, ama babalarının geleceği gün
kendi yataklarında uyumaları gerektiğini anlattı.
Ondan sonraki seyahatinde tekrar
yağmur yağdı ve gök birbirine girdi. Buna rağmen çocuklar kendi odalarında uyudular
ve bu nedenle de kendi kendileri ile iftihar ettiler. Bu havadisi babalarına
vermeyi de dört gözle bekliyorlardı. Seyahat dönüş saati geç olmayacağı
için onları da alıp havaalanına karşılamaya götürdüm.
Eşim kapıdan çıkar çıkmaz, 5
yaşındaki kızım bağıra bağıra babasına seslendi.
"Baba, baba bu defa sen yokken
annem ile kimse yatmadı !!!".
Havaalanında ne kadar duyan oldu
ise dönüp, bir bana bir de eşime baktılar. Benim kimlerle yattığımı merak
ettikleri, yüzlerinden belli oluyordu.
|
|
|
| |
|
|
|
3 yaşındaki Melis çok akıllı ve meraklı bir çocuktu.Dünyaya nasıl
geldiğini de bilmek istiyordu. Eğitimli, bilinçli bir kadın olan annesinden leylek
masalı yerine; içinde çiçekler, tohumlar, meyvalar olan bir dolu şey öğrenmişti. Bir gün kalabalık bir toplantıda herkesin her şeyine
karışmayı marifet sayan komşu teyze Melis’e kardeş isteyip istemediğini
sordu.
Melis masum masum boynunu büktü:
--İstiyorum, istiyorum ama bir türlü tohum
bulamıyoruz ki!!!
|
|
|
| |
Bu
şaka Sezgin Dolu tarafından gönderilmiştir
7/2/2000 |
|
|
Dört yaşındaki oğlum, tatilde biz yemek yerken otelin
köpeği ile oynuyordu. Köpek çocuklarla oynayan iri bir Kurt Köpeği
idi. Bir ara
oğlum yanımıza gelip bize
- Anne Roky benim kolumu ısırdı
dedi. Biz onun oyun oynadığını bildiğimiz
için
- O seninle oynuyor
dedik. Çok geçmeden bir köpek cayırtısı duyuldu. Baktık ki köpek kaçıyor.
Oğluma;
- Enes ne oldu ? dediğimizde. Oğlum ;
- Roky benim kolumu ısırdı.
dedi.
- Oğlum iyi de kaçan
Roky, dediğimizde.
- ben de onun dötünü ısırdım
DEMEZ Mİ ? :-)
|
|
|
| |
Bu
şaka Seda Sayın tarafından gönderilmiştir
7/2/2000 |
|
|
Öğretmen Fen Bilgisi dersinde
bağışıklık
konusunu anlatıyordu. Bir ara dersi dinlemeyen Murat'a sordu;
- Söyle bakalım
Murat, AŞI nedir ?
Murat canı sıkkın bir şekilde kalkıp, biraz
düşündükten sonra;
- Evcilleştirilmiş mikroptur öğretmenim
dedi.
:)
|
|
|
| |
|
|
|
Annesi ile misafirliğe giden beş yaşındaki Erdem yemek
sırasında bir öksürük krizine yakalanır. Yedikleri de genzine kaçmış olduğu
için annesi telaşla oğlunun sırtına küçük yumruklar atarak onu rahatlatmaya
çalışmaktadır. Fakat bu minik darbelerden bir fayda göremeyen ve boğulacak gibi olan
çocuk son bir gayretle annesine hatırlatır: -Anneciğim döverken vurduğun gibi vur! Böyle yavaş
olmaz,
döverken vurduğun gibi vur!!
|
|
|
| |
|
|
|
4 yaşındaki oğlum, gelip elimi tutup beni
çektiğinde sahilde güneşleniyordum. Beni denize doğru götürdü ve orada yatmakta
olan ölü bir martıyı sordu.
"Anne ona ne
olmuş ?"
"Ölmüş oğlum
ve cennete gitmiş" dedim.
Oğlum bir saniye
düşündü ve sonra bana döndü;
"Yani Allah onu
istemeyip, geriye mi fırlatmış ?"
|
|
|