Merhabalar....
Sevgili pinhan arkadaşın
size bahsettiği yazımı gönderiyorum... Bundan böyle daha güncel
konularda öyküler ve düşünceler göndermeye çalışacağım.
Başarı dileklerimle,
sevgilerimle hoş kalın...
H.Kaya
Seni Yaşıyorum
Seni anlatmak zor şey değil.
Gelişi güzel seni anlatan tümceleri alt alta sıralasam en güzel
şiir olur. Seni düşünmeyi seviyorum, seni yaşamayı sevdiğim
gibi.
Her şeyini düşünüyorum.
Bildiklerimin hepsi konuşmalarımız, sevişmelerimiz hep aklımdan
geçiyor. Sonra bilmediklerimi tahmin etmeye çalışıyorum ama
bundan çabuk vazgeçiyorum. Anlamsız buluyorum bunu. Bildiklerim
bana yetiyor. Her şeyi bilmenin olanaksızlığı geliyor aklıma.
Sonra düşler kuruyorum,
yollarda birlikte yürüyoruz. Efelenip kavakları salıyoruz.. Bir
barda bir şeyler içtiğimizi, sana dokunduğumu, dirseğimi masaya
dayayıp elim şakağımda başımı eğerek sana baktığımı hayal
ediyorum.
Gülüşlerin, konuşmaların,
arada dil çıkarmanı izliyorum. Çocuklaşıp şımarmanı
seviyorum.
Sonra sıcak bir ev düşü,
birlikte yalnız olduğumuz bir an geliyor aklıma Yıllardır
birlikte yaşayan iki insan gibiyiz. Bir birimize alışmış ama hala
vazgeçmemiş.
Sade döşenmiş gereksiz hiç
bir eşya hiç bir şey yok. Yalnızca kullandığımız eşyalar gerçekten
gereksinim duyduğumuz nesneler var. Bir kanepe, iki tekli koltuk bir
sehpa. Köşede yuvarlak örtüsüz bir masa üzerinde vazo da yok, çevresinde
dört sandalye. Karşı duvarda raflar da bir dolu kitap. Birlikte
yaptık kitaplığımızı. Sen tutun ben çaktım köşebentleri.
Sonra tahtaları vidaladık birlikte. TV kitaplığın solunda, haber
izlemekten başka işe yaramıyor. Müzik seti küçük ama evin en
sesli aleti. Sevdiğimiz türküler çalıyor bir biri ardınca.
Bir oda daha var. Yatak odamız.
Pirinçten bir divan. Geniş rahat bir yatak ve karşı duvarda aynalı
bir elbise dolabı. Tuvalet masası yok. Makyaj yaptığın yok ki
zaten. Bir allık hafif sürülmüş bir ruj tüm makyajın.
Mutfak, banyo onlarda sade.
Çok düzenli değil ama temiz her yer.
Ev hali sere serpe
oturuyoruz. Benim elimde gazete, sen kitap okuyorsun. Ayakların çıplak
sağ ayağını kıvırmış altına almışsın diğeri yerde halının
üzerinde. Parmakların hareket ediyor. Kıkırdaklar bir birine sürtükçe
hoş iç inciten bir çıtırtı sessizliği bozuyor. Gazete okuduğum
yok seni izliyorum. Aklım sende. Biliyorum sende okuduğunu anlamıyorsun.
Uzun zamandır sayfada çevirmiyorsun.
Kim önce söze başlayacak
diye bekliyoruz.
Bir an durup bakışıyoruz göz
göze gelip gülüşüyoruz. Bu beklemenin anlamsızlığına gülüyoruz
ve bir birimize yönelip sarılıyoruz. Gazete bir yana kitap diğer
yana savruluyor. Kanepede bir birimize sarılıp uzanıyoruz.
Eteklerin açılıyor, aldırdığın
yok. Dışarıda yağmur yağıyor. Çatı nasılsa akmaz. Bacaklarınla
oynuyorum ve bir yandan da seni öpüyorum, gelişi güzel nerene
uzanabilirsem... Başını boyun boşluğuma gömüyorsun kokum içine
sinsin istiyor gibisin.
Kahve içsek mi diyoruz.
Aynı anda aynı şeyi düşündüğümüze
hiç şaşmıyoruz bu sıkça yaşadığımız bir durum. Gülümsüyoruz,
daha sıkı sarılırken.
“Ben yapayım bu seferde.” Diyorum...