S

A

B

A

H

 

 K A H V E S İ

Bir acı kahvenin kırkyıl hatırı vardır. Dostluklar paylaştıkça kıymetlenir.

 

               

H. Kaya

Merhabalar....

Sevgili pinhan arkadaşın size bahsettiği yazımı gönderiyorum... Bundan böyle daha güncel konularda öyküler ve düşünceler göndermeye çalışacağım.

Başarı dileklerimle, sevgilerimle hoş kalın...

H.Kaya

Seni Yaşıyorum

Seni anlatmak zor şey değil. Gelişi güzel seni anlatan tümceleri alt alta sıralasam en güzel şiir olur. Seni düşünmeyi seviyorum, seni yaşamayı sevdiğim gibi.

Her şeyini düşünüyorum. Bildiklerimin hepsi konuşmalarımız, sevişmelerimiz hep aklımdan geçiyor. Sonra bilmediklerimi tahmin etmeye çalışıyorum ama bundan çabuk vazgeçiyorum. Anlamsız buluyorum bunu. Bildiklerim bana yetiyor. Her şeyi bilmenin olanaksızlığı geliyor aklıma.

Sonra düşler kuruyorum, yollarda birlikte yürüyoruz. Efelenip kavakları salıyoruz.. Bir barda bir şeyler içtiğimizi, sana dokunduğumu, dirseğimi masaya dayayıp elim şakağımda başımı eğerek sana baktığımı hayal ediyorum.

Gülüşlerin, konuşmaların, arada dil çıkarmanı izliyorum. Çocuklaşıp şımarmanı seviyorum.

Sonra sıcak bir ev düşü, birlikte yalnız olduğumuz bir an geliyor aklıma Yıllardır birlikte yaşayan iki insan gibiyiz. Bir birimize alışmış ama hala vazgeçmemiş.

Sade döşenmiş gereksiz hiç bir eşya hiç bir şey yok. Yalnızca kullandığımız eşyalar gerçekten gereksinim duyduğumuz nesneler var. Bir kanepe, iki tekli koltuk bir sehpa. Köşede yuvarlak örtüsüz bir masa üzerinde vazo da yok, çevresinde dört sandalye. Karşı duvarda raflar da bir dolu kitap. Birlikte yaptık kitaplığımızı. Sen tutun ben çaktım köşebentleri. Sonra tahtaları vidaladık birlikte. TV kitaplığın solunda, haber izlemekten başka işe yaramıyor. Müzik seti küçük ama evin en sesli aleti. Sevdiğimiz türküler çalıyor bir biri ardınca.

Bir oda daha var. Yatak odamız. Pirinçten bir divan. Geniş rahat bir yatak ve karşı duvarda aynalı bir elbise dolabı. Tuvalet masası yok. Makyaj yaptığın yok ki zaten. Bir allık hafif sürülmüş bir ruj tüm makyajın.

Mutfak, banyo onlarda sade. Çok düzenli değil ama temiz her yer.

Ev hali sere serpe oturuyoruz. Benim elimde gazete, sen kitap okuyorsun. Ayakların çıplak sağ ayağını kıvırmış altına almışsın diğeri yerde halının üzerinde. Parmakların hareket ediyor. Kıkırdaklar bir birine sürtükçe hoş iç inciten bir çıtırtı sessizliği bozuyor. Gazete okuduğum yok seni izliyorum. Aklım sende. Biliyorum sende okuduğunu anlamıyorsun. Uzun zamandır sayfada çevirmiyorsun.

Kim önce söze başlayacak diye bekliyoruz.

Bir an durup bakışıyoruz göz göze gelip gülüşüyoruz. Bu beklemenin anlamsızlığına gülüyoruz ve bir birimize yönelip sarılıyoruz. Gazete bir yana kitap diğer yana savruluyor. Kanepede bir birimize sarılıp uzanıyoruz.

Eteklerin açılıyor, aldırdığın yok. Dışarıda yağmur yağıyor. Çatı nasılsa akmaz. Bacaklarınla oynuyorum ve bir yandan da seni öpüyorum, gelişi güzel nerene uzanabilirsem... Başını boyun boşluğuma gömüyorsun kokum içine sinsin istiyor gibisin.

Kahve içsek mi diyoruz.

Aynı anda aynı şeyi düşündüğümüze hiç şaşmıyoruz bu sıkça yaşadığımız bir durum. Gülümsüyoruz, daha sıkı sarılırken.

“Ben yapayım bu seferde.” Diyorum...

 

 

 

 

 

 

 

Yazmak İsterseniz info@sabahkahvesi.com