|
Ben evli bir erkeğim. Eşime de her zaman eşim olmanın ötesinde
kadınlığına saygı duymaya özen gostererek davranmaya dikkat
ediyorum. Kadınlara, bir insan, arkadaş, mesai veya iş ortağı
olmanın ötesinde sadece ve sadece kadın olmaları dolayısıyla
da daha dikkatli ve özenli davranmanın ve konuşmanın gerektiğini
düşünüyorum ve bunu en azından kendi yaşantımda uygulamaya
çalışıyorum. Bunları yazarken erkek bir feminist olduğumu
veya bayanlara şirin görünmeye çalıştığımı falan düşünmeyin.
çok güzel bir kadını estetik kaygılarla seyretmenin güzelliğini
hicbirşeye değişmem ve o anda aklıma o kadının ne kadar ünlü
bir sanatçı mı yoksa ne kadar ünlü bir bilim kadını mı
olduğu, iyi mi kötü mü yönetici olduğu, iyi yemek pişirip
pişirmediği, sohbetinin nasıl olduğundan daha çok, ne kadar güzel
bir kadın olduğu gelir. O güzelliği seyretmekten büyük keyif
alırım.
Ülkemiz genelinde kadin erkek ilişkilerinin sorunlu olduğu
herkezce malum. Ülkemizde uygarlaşması ve değişmesi gereken
konuların en başında erkeklerin kadınlara hatta kadınların
da kendilerine bakış açılarının geldiğini (ortalama Türk
toplumu için) düşünüyorum. Coğu zaman etrafımızdaki kadınlara
önyargılarımızla yaklaşıp onları bu önyargılarla değerlendirmelere
tabi tutuyoruz. Oysa o kadının iç dünyasına beklentilerine kişiliğine
gereken saygıyı göstermiyoruz.
Dünkü gazetelerde bir yazı vardı. Genç bir Moldovyalı kadın
uzun zamandır
birlikte olduğu Türk erkek arkadaşı ile bir barda birlikte eğlenirken
polis
tarafından sırf Moldovyalı ve sarışın olduğu için sınırdışı
edilmişti. Bu olay
bana birkaç hafta önce havalimanı dış hatlar terminalinde
yasadığım bir olayı hatırlattı. Moldovyalı bir bayan
misafirimi ülkesine uğurlamak icin havalanına gittik. Vize süresi
dolduğu için normalde ceza ödemesi gerekiyordu. Pasaport
polisindeki memur vize süresinin dolduğunu görünce onu arkada
bir bölmeye götürdü. Ben de tercümanlık yapmak amacıyla
beraber gitmek istediğimi söyleyince emur bey beni de arkadaki küçük
odaya götürdü. Pasaportu eline alır almaz bu Nataşa'ymış
dedi. Bir anda yüzünün ifadesi değişti ve bütün ceza ödeme
işlemi tamamlanıncaya kadar misafirimi küçük düşürücü
tavır ve bakışlarla asağıladı. Adeta bakışlarıyla
sen de fahişesin dedi. Misafirim olayları tam anlamamakla
birlikte bir şekilde aşağılandığının farkına vardı. İçimden
yükselen hiddeti tutmakta cok zorlandığımı ve o memura orada
sen hangi hakla benim misafirime fahişe muamelesi yapıyorsun
dememek için kendimi zor tuttuğumu hissettim. Ben de davranışlarımla
rahatsızlığımı belli ettim. Ancak olayı büyütmem halinde
başıma nelerin geleceğini bilememem ve o anda yanımda bulunan
kızımı ne yapacağımın endişesiyle olayı büyütemeden
misafirime de olanları zar zor anlatarak yarısını tercüme
etmeyerek kendisini uğurladım.
Dünkü okuduğum haber ve birkaç hafta önce yaşadığım bu
olay beni derinden etkiledi. Ülkemizdeki bu yabancı kadınların
aslında göründüklerinden daha zor bir ortamda yaşadıklarını
bir kez daha düşündüm. Benim misafirim Moldovyalı bir
öğretmen. Üstelik ülkesinin en iyi okullarında öğretmenlik
yapmış, Devlet Başkanından ödül almış, kırkbeş yaşlarında
bır kadın. Ülkesinin ekonomik zorlukları dolayısıyla birkaç
yıldır düzenli maaş alamıyorlarmış. Moldovya'da iş yapan
bir arkadaşımın tavsiyesi ile Türkiye'ye davet ettik. Hem kızıma
rusça öğretiyor, hem de onun yetişmesine yardımcı oluyor.
Üstelik Türk bakıcılardan daha ucuz ve kaliteli. Kızım uyuduğunda
onunla Rus Edebiyatindan sohbet etmek bizim için de ayrı bir
zevk.
Onun
gibi Türkiye'de cok sayıda Moldovyalı kadın hem temizlik yapıyor
hem de çocuk bakıcılığı yaparak para biriktiriyor ve yaklaşık
altı ay calışarak ülkelerine dönüyorlar. Ekonomik zorluklar
dolayısıyla bu yolu seçen oldukça kaliteli bir insan gücü
topluluğu şu anda ülkemizde bulunuyor. Ben kendisine fazlasıyla
saygı duyuyorum. Her ne kadar kaba tabirle bir bebek bakıcılığı
yapsa da eğitim gecmişi, yaşam tecrübesi, olgunluğu, bilgeliği,
kendisine olan saygısı, beni ona hayran bırakıyor. Bu nedenle
de onun sırf Moldovyalı olması dolayısıyla havalimanında gördüğü
muameleye isyan ediyorum. Ona Nataşa muamelesi yapanların eş
veya kızkardeşlerinin Almanya'da aynı muameleyle karşılaşması
halinde nasıl davranacağını merak ediyorum. Ülkemizde bu
durumda olan binlerce eski doğu bloku ülkelerinden gelme kadın
var. Tamam bir kısmı fuhuş yapiyor ama bunlarin büyük coğunluğu
da bavul ticareti ile bu ülkeye para kazandırıyor. Ama biz
bunları her yerde aşağılayıp neredeyse kadınlıkları ile
alay ediyoruz. (Fuhuş yapanları da heralde başka ülkenin
vatandaşları becermiyor) Aynı eğitim düzeyine ve olgunluğa
sahip bir Türk kadınının Almanya veya Hollanda'da bir cafede
otururken sırf Türk olduğu için fahişe muamelesine tabi
tutulmasını kim kabullenebilir. Bu kadının onuru ne olacak. Ülkesine
dönünce bu ülkeyle ilgili ne anlatacak. Regl olduğu için bile
utanan bu kadın bu muameleyi çocuğuna, kocasına nasıl
anlatacak. Bu en uç örneklerden biri. Ancak çok karşılaşılan
örnekler. Yabancı kadınların potansiyel fahişe olarak görülmeleri
eminim sadece beni değil birçok kişiyi rahatsız ediyor. Bu ülke
birkaç sene sonra ekonomik sorunlarını aşıp karşımıza bir
komşu ülke olarak cıktığında bunların yüzüne nasıl
bakacağız. Nitekim Ruslar yavaş yavaş gelişme yolundalar. Son
yıllarda turizmi kurtaran onlar oluyor. Eski Türk filmlerindeki
gibi demez mi hani birkac yıl önce fahişe muamelesi yaptığın
onurlu bir kız vardı. Simdi sana para kazandırmaya geldi.
Herşeye olduğu gibi bu konuya da genel özelliğimiz olan uyanıklık
penceresinden bakıyoruz. Hem paralarını alıyoruz. Hem yatıyoruz.
Sonra da fahişe olup olmadığına bakmadan sınır dışı
ediyoruz. Erkekler bu konuya bacaklarının aralarından bakmaya
devam ediyorlar ama ben sınırdışı edilen bu kadına ne olursa
olsun havaalanında bir Türk kadının çiçek vererek uğurlamasını
isterdim. Fahişe bile olsa. Kaldı ki değil. Dün akşam bizdeki
Moldovyalı bayana bunu izah edemedim. Çekildi odasına sessizce
saatlerce ağladı. Söyleyecek söz bulamadım. Ne diyebilirim
ki. Ülkemizin kadınları bu konuya sahip çıkmalı kadının
onurunun herşeyin hatta milliyetinin de üstünde olduğunu
anlatmalı ve bu tür insanlık ayıplarının önüne geçmelidirler.
Bu çabanızda hiç de küçümsenmeyecek bir erkek grubunun da
sizi desteklediğini göreceksiniz.
Saygılarımla.
|