S

A

B

A

H

 

 K A H V E S İ

Bir acı kahvenin kırkyıl hatırı vardır. Dostluklar paylaştıkça kıymetlenir.

Ana Sayfa ] Ust Sayfa ] Baba Olmak ] [ Natasa ]

 
NATAŞA

Excalibur

 


Ben evli bir erkeğim. Eşime de her zaman eşim olmanın ötesinde kadınlığına saygı duymaya özen gostererek davranmaya dikkat ediyorum. Kadınlara, bir insan, arkadaş, mesai veya iş ortağı olmanın ötesinde sadece ve sadece kadın olmaları dolayısıyla da daha dikkatli ve özenli davranmanın ve konuşmanın gerektiğini düşünüyorum ve bunu en azından kendi yaşantımda uygulamaya çalışıyorum. Bunları yazarken erkek bir feminist olduğumu veya bayanlara şirin görünmeye çalıştığımı falan düşünmeyin. çok güzel bir kadını estetik kaygılarla seyretmenin güzelliğini hicbirşeye değişmem ve o anda aklıma o kadının ne kadar ünlü bir sanatçı mı yoksa ne kadar ünlü bir bilim kadını mı  olduğu, iyi mi kötü mü yönetici olduğu, iyi yemek pişirip pişirmediği, sohbetinin nasıl olduğundan daha çok, ne kadar güzel bir kadın olduğu gelir. O güzelliği seyretmekten büyük keyif alırım.

Ülkemiz genelinde kadin erkek ilişkilerinin sorunlu olduğu herkezce malum. Ülkemizde uygarlaşması ve değişmesi gereken konuların en başında erkeklerin kadınlara hatta kadınların da kendilerine bakış açılarının geldiğini (ortalama Türk toplumu için) düşünüyorum. Coğu zaman etrafımızdaki kadınlara önyargılarımızla yaklaşıp onları bu önyargılarla değerlendirmelere tabi tutuyoruz. Oysa o kadının iç dünyasına beklentilerine kişiliğine gereken saygıyı göstermiyoruz.

Dünkü gazetelerde bir yazı vardı. Genç bir Moldovyalı kadın uzun zamandır
birlikte olduğu Türk erkek arkadaşı ile bir barda birlikte eğlenirken polis
tarafından sırf Moldovyalı ve sarışın olduğu için sınırdışı edilmişti. Bu olay
bana birkaç hafta önce havalimanı dış hatlar terminalinde yasadığım bir olayı hatırlattı. Moldovyalı bir bayan misafirimi ülkesine uğurlamak icin havalanına gittik. Vize süresi dolduğu için normalde ceza ödemesi gerekiyordu. Pasaport polisindeki memur vize süresinin dolduğunu görünce onu arkada bir bölmeye götürdü. Ben de tercümanlık yapmak amacıyla beraber gitmek istediğimi söyleyince emur bey beni de arkadaki küçük odaya götürdü. Pasaportu eline alır almaz bu Nataşa'ymış dedi. Bir anda yüzünün ifadesi değişti ve bütün ceza ödeme işlemi tamamlanıncaya kadar misafirimi küçük düşürücü tavır ve bakışlarla asağıladı.  Adeta bakışlarıyla sen de fahişesin dedi. Misafirim olayları tam anlamamakla birlikte bir şekilde aşağılandığının farkına vardı. İçimden yükselen hiddeti tutmakta cok zorlandığımı ve o memura orada sen hangi hakla benim misafirime fahişe muamelesi yapıyorsun dememek için kendimi zor tuttuğumu hissettim. Ben de davranışlarımla rahatsızlığımı belli ettim. Ancak olayı büyütmem halinde başıma nelerin geleceğini bilememem ve o anda yanımda bulunan kızımı ne yapacağımın endişesiyle olayı büyütemeden misafirime de olanları zar zor anlatarak yarısını tercüme etmeyerek kendisini uğurladım.

Dünkü okuduğum haber ve birkaç hafta önce yaşadığım bu olay beni derinden etkiledi. Ülkemizdeki bu yabancı  kadınların aslında göründüklerinden daha zor bir ortamda yaşadıklarını bir kez daha düşündüm.  Benim misafirim Moldovyalı bir öğretmen. Üstelik ülkesinin en iyi okullarında öğretmenlik yapmış, Devlet Başkanından ödül almış, kırkbeş yaşlarında bır kadın. Ülkesinin ekonomik zorlukları dolayısıyla birkaç yıldır düzenli maaş alamıyorlarmış. Moldovya'da iş yapan bir arkadaşımın tavsiyesi ile Türkiye'ye davet ettik. Hem kızıma rusça öğretiyor, hem de onun yetişmesine yardımcı oluyor.  Üstelik Türk bakıcılardan daha ucuz ve kaliteli. Kızım uyuduğunda onunla Rus Edebiyatindan sohbet etmek bizim için de ayrı bir zevk.

Onun gibi Türkiye'de cok sayıda Moldovyalı kadın hem temizlik yapıyor hem de çocuk bakıcılığı yaparak para biriktiriyor ve yaklaşık altı ay calışarak ülkelerine dönüyorlar. Ekonomik zorluklar dolayısıyla bu yolu seçen oldukça kaliteli bir insan gücü topluluğu şu anda ülkemizde bulunuyor. Ben kendisine fazlasıyla saygı duyuyorum. Her ne kadar kaba tabirle bir bebek bakıcılığı yapsa da eğitim gecmişi, yaşam tecrübesi, olgunluğu, bilgeliği, kendisine olan saygısı, beni ona hayran bırakıyor. Bu nedenle de onun sırf Moldovyalı olması dolayısıyla havalimanında gördüğü muameleye isyan ediyorum. Ona Nataşa muamelesi yapanların eş veya kızkardeşlerinin Almanya'da aynı muameleyle karşılaşması halinde nasıl davranacağını merak ediyorum. Ülkemizde bu durumda olan binlerce eski doğu bloku ülkelerinden gelme kadın var. Tamam bir kısmı fuhuş yapiyor ama bunlarin büyük coğunluğu da bavul ticareti ile bu ülkeye para kazandırıyor. Ama biz bunları her yerde aşağılayıp neredeyse kadınlıkları ile alay ediyoruz. (Fuhuş yapanları da heralde başka ülkenin vatandaşları becermiyor) Aynı eğitim düzeyine ve olgunluğa sahip bir Türk kadınının Almanya veya Hollanda'da bir cafede otururken sırf Türk olduğu için fahişe muamelesine tabi tutulmasını kim kabullenebilir. Bu kadının onuru ne olacak. Ülkesine dönünce bu ülkeyle ilgili ne anlatacak. Regl olduğu için bile utanan bu kadın bu muameleyi çocuğuna, kocasına nasıl anlatacak. Bu en uç örneklerden biri. Ancak çok karşılaşılan örnekler. Yabancı kadınların potansiyel fahişe olarak görülmeleri eminim sadece beni değil birçok kişiyi rahatsız ediyor. Bu ülke birkaç sene sonra ekonomik sorunlarını aşıp karşımıza bir komşu ülke olarak cıktığında bunların yüzüne nasıl bakacağız. Nitekim Ruslar yavaş yavaş gelişme yolundalar. Son yıllarda turizmi kurtaran onlar oluyor. Eski Türk filmlerindeki gibi demez mi hani birkac yıl önce fahişe muamelesi yaptığın onurlu bir kız vardı. Simdi sana para kazandırmaya geldi.

Herşeye olduğu gibi bu konuya da genel özelliğimiz olan uyanıklık penceresinden bakıyoruz. Hem paralarını alıyoruz. Hem yatıyoruz. Sonra da fahişe olup olmadığına bakmadan sınır dışı ediyoruz. Erkekler bu konuya bacaklarının aralarından bakmaya devam ediyorlar ama ben sınırdışı edilen bu kadına ne olursa olsun havaalanında bir Türk kadının çiçek vererek uğurlamasını isterdim. Fahişe bile olsa. Kaldı ki değil. Dün akşam bizdeki Moldovyalı bayana bunu izah edemedim. Çekildi odasına sessizce saatlerce ağladı. Söyleyecek söz bulamadım. Ne diyebilirim ki. Ülkemizin kadınları bu konuya sahip çıkmalı kadının onurunun herşeyin hatta milliyetinin de üstünde olduğunu anlatmalı ve bu tür insanlık ayıplarının önüne geçmelidirler. Bu çabanızda hiç de küçümsenmeyecek bir erkek grubunun da sizi desteklediğini göreceksiniz.

Saygılarımla.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazmak İsterseniz info@sabahkahvesi.com